Dünyanın Dörtte Birini Kaplayan Şey Nedir?
Dünyanın Dörtte Birini Kaplayan Şeyin Gizemi
Bazen hayatın küçük soruları, kafa karıştırıcı bir bulmaca gibi gelir. Mesela, “Dünyanın dörtte birini kaplayan şey nedir?” sorusu… Evet, bu soruyu sormak biraz tuhaf olabilir ama bunu gerçekten merak ediyorsanız, içten içe hepimizin aynı şekilde düşündüğünü itiraf ediyorum: “Hmmm, acaba bu soru neyin nesi?” İzmir’de, 25 yaşında, sürekli espri yapıp, her şeyi fazla düşünen bir insan olarak, böyle sorular zihnimi adeta meslek edinmiş gibi meşgul eder. Bu yazıda da hem eğlenceli hem de düşündürücü bir yolculuğa çıkacağız. Kim bilir, belki de “dünyanın dörtte birini kaplayan şey nedir?” sorusunun cevabı aslında biraz daha yakınımızdadır.
Dörtte Bir… Yani Gerçekten, Ne Bu?
Hadi gelin önce sorunun kendisini bir kenara koyup, dünyamızın dörtte birini gerçekten neyin kapladığına dair bir tahminde bulunalım. Milyonlarca yıl evvel, bu soruyu herhalde bilim insanları çözmeye çalışırken, şimdilerde popüler kültürün bir parçası haline geldi. Ama işin garip kısmı şu ki, cevabı duyduğumda ciddi bir iç sesim “Sen bunu biliyor muydun?” diye bağırdı: Su!
Dünyanın dörtte biri… Evet, su. Hem de okyanuslarla, denizlerle, göllerle, nehirlerle ve hatta okyanus altındaki bilinmeyen derinliklerle kaplı. Ama tabii, ben bunu ilk öğrendiğimde şöyle düşündüm: “Dünyanın dörtte biri su ile kaplı, peki geri kalan üçte birini kim kapladı? Hani o diğer üçte biri? O kısmı pek fazla tartışmıyoruz.”
Cevap Buldum Ama Şüphelerim Hala Gidermedi
Bir arkadaşım bu konuda bana şöyle demişti: “Vallahi ben bunun su olduğunu bilmiyordum. Bildiğin çok garip bir bilgi bu. Bir yerlerde gerçekten bunları bilecek kadar çok şey konuşuluyordur, ama bir şekilde gündeme gelmemiştir.” İlk başta, haklı gibiydi. Ama sonra düşündüm, acaba bu suyun bir metafor olduğunu mu anlatıyordur? Çünkü ben “su” dediğimde sadece denizleri, gölleri değil, aynı zamanda kendi kafamda akan düşünceleri de kastediyorum. Sonuçta, beynimiz de aslında bir çeşit okyanus değil midir?
“Su”yu Anlamaya Çalışırken Daldım
Evet, denizler büyük, okyanuslar geniş ama hadi biraz daha eğlenelim. Yani, dünyanın dörtte biri su ile kaplı diye “bitti” demek kolay. Örneğin, her gün biraz daha okyanusta yaşıyor gibi hissediyorum. En son pazarda şöyle bir şey oldu:
Ben: “Bu portakal ne kadar?”
Satıcı: “6 lira.”
Ben: “Yok artık, ben 10 lira veriyorum ama neredeyse okyanus gibi portakal alacağım.”
Satıcı: “Bir tane al, suyu çok diyorum sana!”
Ben: (Kendi kendime) “Suyu 4 lira daha ucuz alsam, okyanus almaya mı başlasam?”
Satıcı: “Şimdi aklına gelirse, bana da sorarsın, bir gün okyanus da alırsın!”
Evet, hayatın küçük anlarıyla denizlere daldım. Ama şaka bir yana, işin gerçeği şu ki; bu kadar büyük su kütlesi, sadece okyanuslarda, denizlerde ve göllerde bulunmuyor, hayatta da her yerde var. Gerçekten dünyanın dörtte biri sadece suyla kaplı değil, aynı zamanda zihnimizde de çok geniş bir alan kaplıyor.
Suyun Toplumdaki Yeri
Suyu düşündükçe, İstanbul’da geçen günlerde metroda denk geldiğim bir sohbet aklıma geliyor. İki kadın, birbirlerine suyun “asıl” ne olduğunu anlatıyorlardı. Biri diyordu ki: “Suyu sadece içmek değil, kullanmak lazım, şampuanını falan da suyla alıyorsun, sonra başka bir şey de var, farkında değilsin.” O an, birden suların derinliklerine dalacak gibi oldum. Çünkü, o kadar basit gibi görünen bir şeyin, günlük hayatımızdaki yeri, önemi ve kıymeti üzerine konuşmak bambaşka bir boyuta taşıyor.
İşte Burada Anladım: Su Her Yerde
Mesela suyun bir başka boyutuna iniyorum: “Sürekli su içen insan” diye tanınan kişiler… Evet, gün içinde her saniye su içen insanları tanıyorsunuz, değil mi? Hani, “Bunlar niye bu kadar içiyor?” dediğiniz insanlar. Meğerse su, insanın fiziksel ve ruhsal sağlığında, gerçek anlamda bir okyanus gibi önemli bir yer tutuyormuş. Ama ben bunu ilk başta şaka sanmıştım. İnsanın hayatındaki en önemli kaynaklardan biri olduğunu tam anlamış değilim tabii.
Kendi iç sesim: “Bunu şimdi yazarken su içmeyi unutma ha!”
Evet, bazen suyun, sadece bir içecek değil, aslında hayatın her alanını etkileyen bir konu olduğunu fark ediyorum. Çevremdeki insanlar arasında, su içmeyen birini tanımak neredeyse imkansız hale geldi. Suyun, sadece dörtte bir değil, adeta hayatın her alanını kapsadığı bir dünyada yaşıyoruz.
Sonuçta Su ve Ben
Dünyanın dörtte birini kaplayan şey nedir? Bir insan olarak bazen buna takılıp, çok derinlere iniyorum. Şimdiye kadar suda kaybolduğumu kabul edebilirim, çünkü her şey su gibi akıp gidiyor. Fakat, şunu da unutmayalım: Su sadece dışarıdaki dünyayı değil, iç dünyamızı da şekillendiriyor.
Biraz olsun suyun gücünü fark etmek, bir yudum içmek, biraz nefes almak demek. Bu yazıyı yazarken, bir anda gözlerim dolu dolu oldu. Suyu belki de ilk defa bu kadar çok ciddiye aldım. “Dünyanın dörtte biri su,” derken belki de sadece dışarıdaki okyanuslara değil, kendi içindeki okyanusa da yolculuk yapmamız gerektiğini anladım.
Yani, bir arkadaşınıza bu soruyu sorduğunuzda, belki de gerçekten tüm bu derinlikleri keşfedecek kadar cesur olmalı ve susuz bir hayatı hayal edemediğimiz gibi, suyun da hayatımızın her noktasını nasıl şekillendirdiğini anlamalıyız.